21 Nisan 2022 Perşembe

TELEF HAKLARI - Abdullah İnaler (YOKKUŞAĞI) 35

sarayın merdivenlerinden

inerken yavaş yavaş aşağı

kara gözlüklerini taktı kara sultan

kara gözleri, kara bakışları

kara dünyası gözükmesin diye


iki eli yaptı şak şak

hak, hukuk, adalet

diz çöktü karşısında,

gözlerinin içine bakarak

uzanan elinin, bir  işareti yetti

beşi bir yerdeki besleme çeteye

çöktü talan etti o yerleri

kasıla kasıla 

yarattığı dünyasında 

işte bu benim  

bunlar benim haklarım dedi


sabahın körüydü kalktığı zaman

ilişmişti bir kuyruğa hemen

ittirdi arkasında bir el onu

bir tane daha ekmek alabilmek için


yılların emeği emekli maaşı

eriyip gitmiş  pul olmuştu

hani benim haklarım dediği zaman

indi kafasına polisin acımasız jopu


patron

jipiyle gezerken fıldır fıldır

takılıp kalmıştı 

maaşı asgari ücrete

toplanıp hak, hukuk adalet deyince

karşısında bir tabur asker buldu


gasp edilmişti köylünün toprağı

hain ellerce

elinden alınmıştı, dağları ormanları

bir de yok mu o

mazot, elektrik, gübre zamları

bitirmişti onları ve ektikleri ovayı


başımızın tacı kadınlarımızın

kadın haklarını yok saydılar

Ufacık bebeyken karanlığa gömüp

onlara uzanan 

o kötü elleri görmediler

adeta kadını yok saydılar

hayalleri vardı gençlerin 

ellerinden aldılar

ışık saçan okulları vardı 

bir bir yok ettiler

Bir de

beğenmez sen çekip git deyip

işte bu dediler 

bundan böyle telef hakların


22 04 2022

Ayvalık




17 Nisan 2022 Pazar

YOKKUŞAĞI - Abdullah İnaler (YOKKUŞAĞI) 34

her bahar erik ağacı çiçek açar anne her bahar güneşe, umuda gülümser umut güneşe

her bahar,
bin bir renktir doğa da anne
bir ben kara kaldım
gece karanlığında
karanlığın içine sen yolladın beni
kara kara ellere sen teslim ettin
güneşimi kararttın anne

çocukluğumu, oyunlarımı
sıkıştırdın ders kitapları arasına
koca bir okul çantasını
yükledin omuzlarıma
geleceğimi bunun içine
hapsettin sen anne

baba iş, anne aş
bense üniversite yollarında
gelecek derdinde
çocukluğumu, gençlik aşkımı
bu kararmış ocakta
unuttunuz yaktınız anne

devlet baba yok
çekip gitmiş karanlıklar içine
işimi, ekmeğimi umutlarımı da
alıp gitmiş anne
sevgi yok
sevgiyi de gömmüşler
nefret kusuyor suratlar
ben sadece ben değilim
ben binlerce değil
milyonlarcayım anne


eğil de geç diyorlar
bu sarayın kapısından
ben eğilemem
ben taze bir filizim
kırılırım da eğilmem anne
ben çalınan yirmi yılın
geri götürdüğü yüzyıla
karanlık bulutlar arasında
güneşini bulabilmek içim
direnen yokkuşağıyım
eğilemem anne