8 Şubat 2018 Perşembe

SENİN ÖYKÜN - Abdullah İnaler (taş evler)



Hasret bu ya
Bu da geçer diyordum
Ama olmuyor ki seni unutmak
Bir sonbahar sabahı
Sana hasret
Sensizliği yaşamak


Tut, tut ki ellerimden artık
Seni yaşayayım
İçin için,
Buram buram sen kokayım
Çaresiz ve tüm yalnızlığımla
Yine sen olayım

Ellerini ellerini ver
Öyle uzat ki
Sıcaklığını duyayım avuçlarımda
Eskisi gibi sarayım, seveyim  seni

Nasıl ki
Bir gün gelecek
Beraber olacağız
İkimiz seninle el ele
Sevişiyoruz, evleneceğiz diyeceğiz
Gözlerim gözlerine
Seni seviyorum diyecek

Sonra oturacağım karşına
Rüyalarımdaki gibi doya doya
Seyredeceğim seni
Uzun uzun bakacağım
Gözlerinin içine içine
Mutluluğumuzu göreceğim onlarda
Hayalde olsa


15 05 1970 - Konya




7 Şubat 2018 Çarşamba

TAHTA PENCERELER - (Tahta Pencereler)



Biraz nefes dedim
Tak tak
Biraz yeşil dedim
Tak tak
Birazcık gün ışığı dedim
Tak tak
Son çiviyi de vurdu asker
Tahta yapıştı cama
Emir böyle dedi
Komutanım
İtiraz yok
Olmuştu penceremiz
Bir tahta
Tak tak
Biraz sonra
Siyah renkli, flamalı
Arabalar geçti yıldızlı
Sıra sıra
Tahta pencere önünden
Onlar görmüyordu artık bizi
Biz de onları
Pencerede
Rahatsız bir görsel idik onlar için
Ve artık yoktuk biz onlara
Kapanmıştı bakışlar birbirine
Bu tahta pencere
Duvar oldu yarınlara
Soğuk mu soğuk bir gece
Bitmişti tak tak
Uzandım ranzama
Karşımda tahta pencere
Karanlık her bir yanım
Bekliyorum olmayacak sabahı
Bak babam bak
abdullah inaler
1975 - Eskişehir



GÖÇ - Abdullah İnaler (TAŞIN ALTINDAKİ EL)

Bak
Martılar bile göçüyor artık
Bu ülkeden
Bu ülkenin haşin denizinden
Gidiyorlar uzaklara
Karınlarını doyurabileceği
Özgür sakin dalgalara

Onlarda arıyor yepyeni bir yaşam
Tüm kötülüklerden uzak
Onlarda istiyor yaşamak
Yoksunsuz özgürlük dalgalarından
Yoksunsuz mutluluk şarkılarından

Bak
Onlarda bıkmış açlıklarına
Onlarda bıkmış ezildiklerine
Bıkmış onlarda
Bu kahredici kötü yaşamdan
Tüm kötülükleri kötü yapan
Simsiyah bir kisveye bürünmüş
Şu kötü ortamdan

Şimdi gidiyorlar kardeş kardeş
Hep beraber kanat çırparak
O kel başlı kötü bakışlı
Akbabalarla çarpışarak
Şu sessiz sakin denizin üzerine abanmış
Şu kötü kapkara bulutları yırtarak
Adeta mutluluğa özgürlüğe doğru
Bir ışık gibi koşarak
Gidiyorlar, gidiyorlar
Hep beraber kanat çırparak

29 12 1973
Bandırma

6 Şubat 2018 Salı

İNANMIYORDUM ARTIK BEN - Abdullah İnaler (Sen de şarkı söyle)

İnanmıyordum artık ben
Sevgine senin inan
Sevmiştim yıllarca seni
Unutman için mi beni

Artık özlemiyorum seni
Ahh unutuyorum sevgini

Bir rüya imiş aşkımız
Buymuş alın yazmız
Sevmiştim yazık ben
kalpsiz bir kızı inan

Artık özlemiyorum seni
Ahh unutuyorum sevgini

Çok sevmiştim inan seni
Unuttun o sözlerini
Sevgi miydi o verdiğin bana
Elveda diyorum sana

Artık özlemiyorum seni
Ahh unutuyorum sevgini


1968/İzmir

4 Şubat 2018 Pazar

KARANLIĞA DOĞRU - Abdullah İnaler (TAŞIN ALTINDAKİ EL)

Sen yoksun
Artık dünyamda biliyorum
Belki
Yarınlarımda da yoksun
Çünkü
Yarınlar meçhul
Hiç bir şey yok artık benim için
Sen
Özgürlük ve kentim

Son bir kez
Günün batışını seyrediyorum
Tepelerin ardından
Karanlık ve bulut
Güneş yok artık gökyüzünde
Ama
Önemli mi bunlar
Ben gördüm ya
Batının kıpkızıl olduğunu
Ben gördüm ya
Kentin üstünü kapladığını
Ben gördüm ya sevdiceğim
Bu kızıllıktan fışkıran siluetini
Ben gördüm ya..
Ve sevdiceğim

Sonra neyi gördüm
Biliyormusun
Sevdiceğim
Seni
Gördüm seni
Göz bebeklerini
Kurşun gibi delip
Çillerini ıslatan
Gözyaşlarındaki sevgiyi gördüm
O ağacın altında sana veda ederken
Tomurcukları açan
O ölümsüz  sevgiyi gördüm

Ve o ağaca da veda ettim
Sevgiyle
Zaman  gece
Her şey sensiz
Yaslandım gitmeden o yaşlı ağaca
Düşündüm seninle yaşananları
Ve gözyaşlarım onunla
Damla damla
Yaprak yaprak
Zaman gece
Sana
Nisanda mayısta gelirim demiştim ya..
Bilmiyorum şimdi
Nisan Mayıs ne zaman

Karardı bu kent,
Bu gün iyice
Çöktü üstüme
Her bir yanım oldu
Gürültü ve otobüs
Her bir yanım eksoz
Yanaklarımda
Dostların öpücükleri
Veda bu kent'te son kez
Her bir yan talan
Gidiyorum
Karanlığı delip
Karanlık bir yere
Yani kodese doğru
Arkama bakmadan
Desem yalan

Nisan 1975
Eskişehir



TOPAL SIĞIRCIK - Abdullah İnaler (TAŞIN ALTINDAKİ EL)

Tanırım
Topal bir sığırcık vardı
Her gün gelir
Penceremin önüne konardı
Simsiyah renkliydi,
İncecik gagalı
Kimi ne  göre de
Pek sevecen değildi
Kimsecikler sevmezdi onu
Rengi siyahtır diye
Buydu işte onun tek suçu
Sorardı kendine
Bu renkle yaşamak  niye çile

Bilmiyorum
Nerden gelir, nerelere giderdi
Ama her sabah unutmaz
Pencereme konardı
Belki de ben değil
Verdiğim ekmekler
Ya da birazcık sevgi
Onu
Penceremin önüne çekerdi


12 03 1975
Eskişehir



YARAMAZ ÇOCUK - Abdullah İnaler (TAŞIN ALTINDAKİ EL)

Dün oturmuştuk seninle
Ufacık bir masada
Karşı karşıya
Bakıyordun gözlerin dalgın
Susuyordun
Dudakların suskun
Bende bakıyordum
Gözlerine yorgun
Dün
Birden bire aklıma geldi
Çillerini saydım
On yedi miydi,
On sekiz mi on dokuz mu bilmem
O kadar dalmışım ki
Unuttum

Hiç eski şenliğin
Şakraklığın üstünde
Bakıyordu gözlerin
Bir sonbahar sabahı
Bakıyordu
Gözlerin gün batımı bir deniz
Bakıyordu
Gözlerin bir nisan yağmuru

Bilirim bazen
Bir lodostu beynin
Bağırır çağırır her şeyi kırardın
Beni de çok mu çok üzerdin
Belki doğaldır diyeceğim
Çünkü çağın
A benim yaramaz çocuğum

13 12 1975
Bandırma




3 Şubat 2018 Cumartesi

MERHABA ARKADAŞIM - Abdullah İnaler (TAŞIN ALTINDAKİ EL)



Merhaba arkadaşım
Can yoldaşım,umudum, yarınım
Nerelerdesin, kimlesin, nasılsın
Bir haftadır hasret kaldım o çilli yüzüne
Sokaklarda gülüşüne
Dans eden yürüyüşüne

Biliyorsun ya
Ben hep bildiğin gibi
Sabahın sekizinde gidip
Akşamın beşinde geliyorum
Ben gelince bir de karanlık
Bir soğuk basıyor kent'te
Buz gibi poyraz altında
Seni arıyorum
Bomboş sokaklarda
Saatlerce
Arıyor, arıyor
Ama bulamıyor, bulamıyorum

Kuşkusuz
Sen her gün ki gibi
Okuluna gidip geliyorsun.
Ayni yerde, ayni saatte
Ayni caddede
Arkadaşlarınla oynaşıp
Gülüşüp, geziniyorsun
Belki de en sevdiğini arıyorsun
Beni mi, onu mu, öbürünü mü..
Hiç bilmiyorum hangisini
Ama kuşkusuz
Bir şeyler arıyorsun


Merhaba arkadaşım
Devrimci yoldaşım, sonsuz aşkım
Gecem, gündüzüm, tek ışığım
Verdiğim kitapları okudun mu
Ne diyor Nazım,
Ne diyor Ahmet Arif
Hala anlamadın mı,
Anlayamadın mı
Hala gerçekleri göremedin mi

Biliyorsun
Geçen pazartesinden beri
Sen göremiyorum
Bilmiyorum
Belki de görmek istemiyorum
Ama düşündüğüm seni
Sende aradığım seni
Olmanı istediğim seni
Çok seviyorum

Merhaba arkadaşım
Anladım artık gerçeği
Biliyorum
Unutmam gerek bu acı seviyi
Çünkü yitirmek istemem
Özgürlüğümü ve benliğimi
Ve düşünmek gerek yarınları
Seni ve senin gibileri

Sahi be arkadaşım
O gün niye gelmedin
Bir şeyler, konuşmak,
Anlatmak isterdim seninle
Sahi niye gelmedin ha
Niye kaçtın benden
Ama kaç kaç
Tutsağım değilsin ya..



Merhaba arkadaşım
Seni arıyorum ben
O eski dostumla
O eski sevgimle
Ve düşlediğimiz devrimlerle
Seni senle arıyorum ben
Seni senle..

Biliyor musun
Şimdi neredesin
Hani seninle bir gün
Bir masada oturup
Saatlerce arayıp
Yaşlı gözlerle bulduğumuz
Bir yer vardı ya seni

İşte o yerden
Çok uzaklardasın sen
Burjuvazi bir yaşamın
Kucağına doğru gidiyorsun
Ne tatlı değil mi
Ne hoş değil mi
Böyle bir yaşam
Otomobil,
Villa,
Para
Ve Viski

Tabii arkadaşım
Kuşkusuz şimdi, sen
Ezilmişliğin
Ezilmişliğini yaşıyorsun
Güle güle arkadaşım
Böyle bir yaşama
Güle güle
Sen artık bizden değilsin

Ama unutma
Unutma, sen arkadaşım
Bu insanları sevmek tutkusu oldukça içimde
Ve bir gün bana dönersen şayet
Kuşkun olmasın bir parçada sana da kalır
Çoğumu azımı onu bilmem ama
Yanıtı senin bakışlarına kalır

İşte böyle arkadaşım
Sevgimiz bir kalbimiz bir
Ama bakışlarımızın yönü ayrı
Sen bana
Ve hiç bir yere
Bense ve düşlediğimiz devrimlere

Bilmen gerek
Bilmen gerek arkadaşım
Bir gün alev alev aşk için yanan
Bu taptaze bedenin çökecek
Ama bizim düşlediğimiz devrimler
Filizlenip yeşerecek

Not:

Merhaba arkadaşım
Tatlı yüzlü, güzel sözlü yoldaşım
Sakın unutma
Pazartesi seni
Yine ayni köşede bekleyeceğim
Biliyorsun
Seninle çok önemli şeyler konuşacağım
Ama sen diyeceksin ki
Arkadaşlarıma söz verdim
Gelemeyeceğim

O zaman güle güle arkadaşım
Güle güle
Güle güle

Ve dilerim ki
İkinci bir kez dönme bana
O zaman korkunç olacak sevgim
Ve nefretim
Nefretim
İşte böyle
Güle güle arkadaşım
Güle güle
........

........

......

Üç gün sonrası
Tuttu yine şiddetli bir aşk humması
Başladı yine ona yazmaya
Zaten olanaksızdı onun
Esaretinden kurtulması



Merhaba arkadaşım
Hislerimin boyunduruğunda
Daha önce çok kızmıştım sana
Özür dilerim..
Dilerim ama
Yine de yazmam gerek sana
Biliyorsun hata sende değil
Bu düzeni yaşatan insanlarda
Artık seni suçlamıyorum
Suçlular o kadar çok ki aramızda
Sen milyonda
Milyonda birisin

......
Sende biliyorsun
Bir zamanlar
Sen ne iyi kızdın
Hep arkadaş
Öğrenmek istiyorum ben
Bir şeyler derdin
Ama sıktı seni
Marx, Engels ve Lenin
Stalin ve Mao Zedung
Ve tüm devrimler

Öyle ya sende
Yaşamak istiyordun hayatını
Sende tatmak istiyordun
Viskinin tadını
Ve unuttun
Doğuda, güneyde her gün aç yatanı
Unuttun unuttun arkadaşım
Kamboçya, Vietnam, filistini
Beni unuttuğun gibi
Devrimleri
İçinde yaşadığın sınıfını unuttuğun gibi
Unuttun
Unuttun sen arkadaşım

6

Merhaba arkadaşım
Ne oldu sana birden bire
Ne kadarda değiştin
Bakışların, yürüyüşün, gülüşün
Ve bir boyacı küpünü andıran yüzün
Ne kadarda değişti
Öyle ya..
Sınıfına ihanet ettin
Hepsini unuttun.
..
Arkadaşların değil mi..
Seni bu yola süren
Ve sonra arkada geçip seyreden
Her gün seni bir partiye götüren
Zengin peşinde koşturan
Ve düşündüğümüz devrimleri unutturan
O boyalı, maksili, minili
Arkadaşların değil mi..




Elveda
Elveda arkadaşım
Artık olur böyle diyemeyeceğim
Seni affettim diyemeyeceğim
Ne kadar affettim desem de
Binlerce aç ve özgürlükten yoksun
Yaşayanlar için diyemeyeceğim
İçinde yaşadığın sınıfın için
Diyemeyeceğim

Çünkü sen
Burjuvazi bir yaşamın içinde
Sınıfını unutan ve ihanet eden birisin
Bu ihanetini affedemeyeceğim
Elveda arkadaşım

Elveda
Seni affettim diyemeyeceğim
Elveda arkadaşım elveda
Artık seni sevmeyeceğim



1-02-1975
Bandırma