11 Aralık 2018 Salı

YALNIZLIK - Abdullah İnaler (YOKKUŞAĞI) 18



Bazen 
En iyi dost oluyor yalnızlık 
O anlatıyor, sen dinliyorsun 
Sen anlatıyor, o dinliyor
Ama 
Bu muhabbette sizi 
Yalnız bırakmasın 
kadim dost
Bardaktaki beyazlık.

16 Kasım 2018 Cuma

VEDA EDERKEN - Abdullah İnaler (YOKKUŞAĞI) 19


VEDA EDERKEN
Sonbahar esintileri vururken
Köyümün sırtlarına
Bizi kendimizle baş başa bırakıp
Tek tek gittiler binip arabalarına
Sanmayın içimizde hüzün kaldı
Oysa yürekleriyle hepsi buradaydı
Gün doğarken kozak sırtlarında
Nasırlı eller, pak yüzler
Günaydın demişti yeşil cennete

Zeytinleri bir bir veda ederken dallarına
Oynaşıyordu sarımsaklı sahili dalgalarla
Kumlar üzerinde koştururken köpekler
Fısır fısır konuşuyordu
Yaşlı bir çift, içinde yaz anıları
Asmalı kahvenin dallarından
Rengarenk dökülürken yapraklar
Bir bardak çay geldi masama
Yanımda yılların yorgunu mavi gözler
bir çay da bana dedi
Ve taş sokaklar suskunluğa bıraktı kendini
Daldık gittik bir an suskunluğun içine
Fırından yeni çıkan Boşnak böreği
Çöreklenirken yan masaya
Mis gibi bir koku salmıştı havaya

abdullah inaler
15.11.2019
Küçükköy

22 Ekim 2018 Pazartesi

CENNETİ ARAMAK - Abdullah İnaler (YOKKUŞAĞI) 20




CENNETİ ARAMAK

Sen hiç ağaç diktin mi
Ona  hiç  su döktün mü
Sen hiç kedi sevdin mi
Okşadın mı köpeği

Sen hiç çiçek ektin mi
Sevgiyle ona baktın mı
Kokladın mı bebeği
Sardın mı sevginle onu 

Elinde yaratmak cenneti 
Sevgiyle yaşamak cenneti
Uzakta arama  cenneti
Cennet inan yüreğinde senin 

Uzattın mı elini
Uzanan ellere
Sevgiyle baktın mı
Sevgi dolu gözlere

Sen hiç aşkı tattın mı
Sevgiyle onu öptün mü
Sımsıcak bir duyguyla
Kollarına aldın mı

Uzattın mı elini
Uzanan ellere
Koşturan çocuklara
gülücükler attın mı


abdullah inaler
Ekim 2018-ayvalık

21 Ekim 2018 Pazar

BIRAKMA BENİ ÇOCUKLUĞUM - Abdullah İnaler (YOKKUŞAĞI) 21

Ben bir elma şekeriyim
dudaklarında tadına doyamadığın
Ben bir topacım, etrafında fır fır dönen
Bazen bir uçurtma olurum,                                                                                                                              seni gökyüzünde gezdiren
Taş olurum direnirim zamana,                                                                                                                  beş taş oynarım seninle
Kimi kiremit parçası olur,
dizilirim üst üste,                                                                                                                                            kiminiz Konba der bana
Körebe olurum, ararsın beni karanlıkta,
Balya telinden o minik ellerinle                                                                                                                       işlediğin tel araba olurum.
Gezeriz seninle, gideriz hayallerimize
Uzun eşşek olurum,                                                                                                                                          sırtlarım hepinizi omuzlarımda,
İp olurum, hop hop hoplarız seninle
Top olurum yakarım seni,
Bez top olurum koşarsın peşimden,                                                                                                  tekmelersin beni
Sapan olurum, istersen atkıç de,
korkulu rüyasıdır kuşların,                                                                                                                            hele şaşırınca hedef                                                                                                                            Komşunun camları
Ok olurum, yay olurum,
başımdaki tüyle Kızılderili
Tom Miks, Teksas olurum.
Belimde ki tabancayla.
Bilye, zıpzıp olurum, istersen Cicöz de,
Oynaşırım çamurlu parmaklarında.
Daha neler, neler,
İçimdeki bir ses olur, koşar peşimden
''Bırakma'' der. 
''Beni çocukluğum.''

abdullah inaler
20-10-2018
Ayvalık

28 Eylül 2018 Cuma

SONBAHAR - Abdullah İnaler (YOKKUŞAĞI) 22


Önce mavi kararttı kendini
Küme küme
Kara bulutlara gülümseyemedi
Kaz dağlarından gelen
Oksijen yüklü sert rüzgarla
Başladı oynaşmalar dalga dalga
Sonbaharı el ele karşılayan
Yaşlı çift biraz daha sarıldı hırkalarına
Son bir kez attı kendini genç çift
Sarımsaklının pırıl pırıl
Henüz soğumayan denizine
Kafeler bir bir terk edilmiş
Sezlonglar toplanmıştı
Küçükköy'ün
Taş sokaklar kendini dinliyor,
Doğa dostları kediler, köpekler
sıcak bir bakış arıyordu
Bir bir kapanan galeri,
Sanat atölyeleri ve evlerinde
Yaza özlem şimdiden başlamıştı bile
Taş evleri tarih yüklü anıları arasında
Gezen son gezginlere
Geç kalan bir tatil, bir bardak şarap
Sadece sessizlik, sakinlik
ve huzur kalmıştı
Bir de tarih kokan yalnızlık
abdullah inaler
28.09.2018
Küçükköy - Ayvalık

17 Eylül 2018 Pazartesi

EYLÜL YALNIZLIĞI - Abdullah İnaler (YOKKUŞAĞI) 23


.
Önce gün çekildi yavaş
Midilli sırtlarındaki kızıl bakışlarıyla
Kızıllığı aldı götürdü akşamı
Bir bir karanlığa gömerek.
Sonra oturup
Dalgaları seyreden bakışlar
Bir bir gittiler
Ne el ele dolaşan aşıklar
Ne bisiklete binen çocuklar
Ne de ağlayan bebeler
Hiç biri kalmadı
Bu sessiz sahilde
Sonra sular çekildi
Bakışlarım
Yok olan yakamozları ararken
Bir sen vardın yanımda
Ağzında çıt çıt günebakan
Dalıp gitmişsin
Önümüzdeki yazın hayallerine
Yanında bir türlü peşini bırakmayan
Ağzında kemik geveleyen
Boş sokakların terk edilmiş yoldaşı
Ve birde miyav miyav deyip
Etrafında dolaşan pisiler
abdullah inaler
17.09.2018
Ayvalık

11 Temmuz 2018 Çarşamba

NEYDİ O HALİN BAY BREJNEV - Abdullah İnaler (YOKKUŞAĞI) 24



Dün akşam
Ekranda seni gördüm bay yeni çar
Sorasım geldi, acaba ne diye
Göğsündeki bröve ve madalyalar
El ele vermiştiniz bay Carter'la
Sığamıyordunuz ekrana
Yağdırıyordunuz,
Barış gülücüklerini tüm dünyaya
Yoksa yeni bir paylaşım mı var

SALT 1 dediniz
Silahsızlanma, yumuşamaydı bunun adı
Yine de milyarlar döküldü silahlara
Şimdi de SALT 2 diyor sununuz
Yok yok sayın baylar
Artık kimse kanmaz bu palavralara
Bir gövde gösterisiydi bu tüm dünyaya
Sanmayın,
Sanmayın kandı tüm bunlara
Üçüncü dünya

Neydi o yanındaki
Komutanların hali bay Brejnev
Ama sen nesin ki onlar ne olsun
Sözde
Sosyalist geçinen
Bir ülkenin yöneticileri
Doldurmuş göğsününe,
Nişanları, madalyaları
Ve şimdi de bir nişan, bir madalya
Carter'dan almışsınızdır kanımca

Mart 1979
Diyarbakır



DUYAR MI YÜREĞİN - Abdullah İnaler (YOKKUŞAĞI) 25



DUYAR MI YÜREĞİN
Duyar mı yüreğin gecenin sessizliğini
Uzakta oynaşan dalganın sesini
Duyar mı yüreğin
Karanlığın içinde çırpınan kanat sesini
O zaman güneştir, o zaman ışıktır
İçindeki duygular
Yarına, yarına umuttur
Duyar mı yüreğin yokluğun içinde
Uzakta ağlayan bir kadını sesini
Duyar mı yüreğin karanlığın içinde
Uzakta ağlayan bir çocuk sesini
O zaman buluttur, o zaman yağmurdur
İçindeki duygular
Yarına, yarına umuttur
O zaman yağmurdur, o zaman pınardır
İçindeki duygular
Yarına, yarına umuttur
Yarına binlerce umut
Abdullah inaler
Küçükköy-Ayvalık 2018

6 Haziran 2018 Çarşamba

ANNELER GÜNÜ - Abdullah İnaler (YOKKUŞAĞI) 26


Annem annem
Benim güzel annem
Der tüm şiirler,
Anne'yi,
Anne olmadan anlamak zor
Der çoğu yazarlar,
Annelik zor zanaat
Der kimi ustalar.
Tüm annelerimizi
Sevgiyle kucaklayalım
Der sevenler
Anneler günü kutlu olsun
Tüm annelerin ellerini
Saygıyla, sevgiyle öpün                                                                                                                                          De sevenler

SUSURLUK SEVDALILAR GÜNÜ.12 MAYIS 2018 - Abdullah İnaler (YOKKUŞAĞI) 27




Birlik beraberlik oldu,
El ele coştu gönüller
Geçmişle gelecek arasında 
Bir gündü, tüm bu yaşananlar
Ülke sevdası, 
Atatürk sevgisiyle inledi
Çatal dağın yemyeşil yamaçları
Sevgi oldu, gürül gürül aktı 
Gönüllerde çaylak suyu
İzmir marşıyla coştu 
Susurluk sevdalıları
12 mayıs 2018 günü
Çatal dağın eteklerinde
Aydınlığa yürüyen 
Muhteşem bir gün                                                                                                                                           
Yaşattı bu gönüller.

20 Nisan 2018 Cuma

KARANLIĞA UYANMAK - Abdullah İnaler (YOKKUŞAĞI) 28


Bir İstanbul sabahı
Sırılsıklam yeşiller
Alaca karanlığın
Boğazını sıkarken sabah
Başladı gün telaşı koşuşturmalar
Uykulu gözler
Dinlenmeye vakit bulamamış bedenler
Ekmek kavgası telaşında insanlar
Unuttular yarına gülümsemeyi
Her yağmur tanesi
Bir bir yıkadı dallardaki yaprakları
Ayağını kaldırıp yaptı çişini minik fino
Rahatladı ipin ucundaki el
Kıpır kıpır oynuyordu
Finonun kuyruğu
Onlarında buydu
Sabah mutluluğu
Yağmur yağıyordu
Çisil çisil, bir nisan sabahı
Yıkadı tüm kentin sokaklarını
Ağaçlar,dallar yapraklar
Bir bir attı üzerinden kirliliği
Bir türlü
İnsanoğlunun üzerinden
Atamadığı
abdullah inaler
21 04 2018 İstanbul

14 Nisan 2018 Cumartesi

BIRAKTIĞIN YERDE BULMA BENİ - Abdullah İnaler (TAŞIN ALTINDAKİ EL)




Sen
Dağların sevdalısı
Özgür dağcı, koca adam.
Sığamadın şu zerrenle
Yer yüzünün minnacık bir köşesine
Koklayamadın
Sevda çiçeklerinin kokusunu
Nefes almaya çalıştığın
O kentin sokaklarında,

Bulamadın
Huzur dolu sevdalarını
Kentin varoşlarında,
Bulamadın
Bulamadın özgür dağcı
Koca adam.

Yürüdün dağların zirvelerine
Özgürlük dolu yüreğinle
Tuttun o karlı doruklarda
Mutluluğun sıcak elini.
Bilmek isterim aradığın neydi
Özgür dağcı koca adam
Fısılda bir ara o sesi.
Şu deli yüreğime

Bilirsin
Nice sevdalar vardır
Dağların doruklarında
Hele bir sardın mı onu,
Güçlü kollarınla,
İnan..
Ne o bırakır, ne de o seni,
Yeter ki sev, biraz sev onu,

Sevdan
Sevdalarım oldu
Tutkun, tutkularım.
Neydi,
Neydi aradığın
Özgür dağcı koca adam,
Hele bir gel,.. gel de
Çıtlat şunu, şu çarpan yüreğime

Şunu iyi bil ki
Özgür dağcı, koca yürekli adam
Eğer..
Şu dağların kokusuyla
Nefes alan şu bedenim,
Bırakmazsa bir gün yolda beni,
Bil ki dağlarındayım,
Dağlarında
Bir zerrenin izinde,

Ve derim ki sana...
Özgür dağcı korkusuz adam
Bıraktığın yerde bulma beni
Ben her bir yerindeyim dağların
Kar taçlı zirvelerinde
Ve de bir gün
Bulursan
Ayni yerde bir zerremi,
Şunu bil ki,
Onu ben değil,
Dolduruyordur bedenim
O yeri.


Değerli dağcı kardeşim
Fikret Şimşek'e

Abdullah inaler
Bandırma 2012

13 Nisan 2018 Cuma

SONBAHAR, SAKIN, YA RAB, ÇOCUKLAR - Abdullah İnaler (TAŞIN ALTINDAKİ EV)


SONBAHAR

Zaman geldi dayandı 
Sonbahara
Baktım bir an 
Sararan ağaçlara
Bir esinti yetiyordu
Dallardaki yapraklara 
Hazırdı sanki hepsi
Bir bir vedaya..

ainaler

SAKIN

Bazen erteleriz çok şeyleri
Umudumuz hep 

Yeni doğacak güneştir
Ama hiç düşünemeyiz
Ansızın 

Bizi alıp götürecek
Bir akşam karanlığını
Sen sen ola
Sakın sakın
Erteleme sevdanı

YA RAB
Sokağa bakıyorum tipler arap
Tv.ye bakıyorum tipler zarap
Vatandaşa bakıyorum hali harap
Ne diyeyim bunlara, 
Bildiğin gibi yap, ya rap



ÇOCUKLAR

Öyle çabuk büyüyorlar ki
Zamanın kıymetini bilin
Kucaktan kaçıp, yuvadan uçmaları
Göz açıp kapayana kadar

Sevginizin her anını
Canı yürekten paylaşın

5 Nisan 2018 Perşembe

İSTANBUL İSTANBUL - Abdullah İnaler (TAŞIN ALTINDAKİ EL)



İstanbul İstanbul dedik

Ne İstanbul kalmış sokaklarda
Ne de ona gönül verenler
Ne de bir avuç sevdalı

İstanbul İstanbul dedik ya

İstanbul senin olsun şarkılar,
Şiir köşelerinde sıkışıp kalasın
demek geliyor içimden ama

Olmaz diyor bu gönül ,

Olmaz diyor içeriden
Senin yok edilişini gördükçe
Kan ağlıyor,sevdalıların
Damla damla akıyor gözlerinde
Yitişi seni.

Ben bıraktım geldim seni ama

Ne şiirler ne şarkılar düşüyor yakandan
Ne de sevdan
Toprağım ve ben sana uzak
Biz senden kaçak
Mutlu musun derse biri, sorarsa
Livatya'da oturup dinlerken dalgaları
Kokunu avuç avuç vurur dalgalar yüzüme
Birde uçuşan martılardan
Bekler dururum haberini

Abdullah İnaler

Bandırma

21 Mart 2018 Çarşamba

İNSANLARI YIKA ANNE - Abdullah İnaler (TAŞIN ALTINDAKİ EL)


Beni yıka anne
Her tarafım kirli
Her tarafım yalan
Hırsız, dolandırıcı her bir yan
Arsızlık, yüzsüzlük yapışmış suratlara
Dualar sahte, adalet sahte
Hainlik çöreklenmiş başa
Kuzgun konmuş leşe
Anlatılan masallar sahte anne
Öğretmenler, okullar sahte
Hain emeller çocuk bedenimde
Kirleniyor, kirleniyorum anne
Beni yıka,
Yıka beni anne
Her gün bir pislik bulaşıyor üstüme
Yediğim ekmek, içtiğim süt
Önüme koyduğun yumurta kirli anne
Bana bakan kara sakallı bakışlar kirli
Koşup oynadığım
Sokaklar kirli değil
Yeşili yok eden
Koca koca binalar kötü değil anne
İnsanlar kirli, insanlar kötü
Dur dur anne beni yıkama
Bu insanları yıka

abdullah inaler
Bandırma.
21.03. 2018

8 Şubat 2018 Perşembe

SENİN ÖYKÜN - Abdullah İnaler (taş evler)



Hasret bu ya
Bu da geçer diyordum
Ama olmuyor ki seni unutmak
Bir sonbahar sabahı
Sana hasret
Sensizliği yaşamak


Tut, tut ki ellerimden artık
Seni yaşayayım
İçin için,
Buram buram sen kokayım
Çaresiz ve tüm yalnızlığımla
Yine sen olayım

Ellerini ellerini ver
Öyle uzat ki
Sıcaklığını duyayım avuçlarımda
Eskisi gibi sarayım, seveyim  seni

Nasıl ki
Bir gün gelecek
Beraber olacağız
İkimiz seninle el ele
Sevişiyoruz, evleneceğiz diyeceğiz
Gözlerim gözlerine
Seni seviyorum diyecek

Sonra oturacağım karşına
Rüyalarımdaki gibi doya doya
Seyredeceğim seni
Uzun uzun bakacağım
Gözlerinin içine içine
Mutluluğumuzu göreceğim onlarda
Hayalde olsa


15 05 1970 - Konya




7 Şubat 2018 Çarşamba

TAHTA PENCERELER - (Tahta Pencereler)



Biraz nefes dedim
Tak tak
Biraz yeşil dedim
Tak tak
Birazcık gün ışığı dedim
Tak tak
Son çiviyi de vurdu asker
Tahta yapıştı cama
Emir böyle dedi
Komutanım
İtiraz yok
Olmuştu penceremiz
Bir tahta
Tak tak
Biraz sonra
Siyah renkli, flamalı
Arabalar geçti yıldızlı
Sıra sıra
Tahta pencere önünden
Onlar görmüyordu artık bizi
Biz de onları
Pencerede
Rahatsız bir görsel idik onlar için
Ve artık yoktuk biz onlara
Kapanmıştı bakışlar birbirine
Bu tahta pencere
Duvar oldu yarınlara
Soğuk mu soğuk bir gece
Bitmişti tak tak
Uzandım ranzama
Karşımda tahta pencere
Karanlık her bir yanım
Bekliyorum olmayacak sabahı
Bak babam bak
abdullah inaler
1975 - Eskişehir



GÖÇ - Abdullah İnaler (TAŞIN ALTINDAKİ EL)

Bak
Martılar bile göçüyor artık
Bu ülkeden
Bu ülkenin haşin denizinden
Gidiyorlar uzaklara
Karınlarını doyurabileceği
Özgür sakin dalgalara

Onlarda arıyor yepyeni bir yaşam
Tüm kötülüklerden uzak
Onlarda istiyor yaşamak
Yoksunsuz özgürlük dalgalarından
Yoksunsuz mutluluk şarkılarından

Bak
Onlarda bıkmış açlıklarına
Onlarda bıkmış ezildiklerine
Bıkmış onlarda
Bu kahredici kötü yaşamdan
Tüm kötülükleri kötü yapan
Simsiyah bir kisveye bürünmüş
Şu kötü ortamdan

Şimdi gidiyorlar kardeş kardeş
Hep beraber kanat çırparak
O kel başlı kötü bakışlı
Akbabalarla çarpışarak
Şu sessiz sakin denizin üzerine abanmış
Şu kötü kapkara bulutları yırtarak
Adeta mutluluğa özgürlüğe doğru
Bir ışık gibi koşarak
Gidiyorlar, gidiyorlar
Hep beraber kanat çırparak

29 12 1973
Bandırma

6 Şubat 2018 Salı

İNANMIYORDUM ARTIK BEN - Abdullah İnaler (Sen de şarkı söyle)

İnanmıyordum artık ben
Sevgine senin inan
Sevmiştim yıllarca seni
Unutman için mi beni

Artık özlemiyorum seni
Ahh unutuyorum sevgini

Bir rüya imiş aşkımız
Buymuş alın yazmız
Sevmiştim yazık ben
kalpsiz bir kızı inan

Artık özlemiyorum seni
Ahh unutuyorum sevgini

Çok sevmiştim inan seni
Unuttun o sözlerini
Sevgi miydi o verdiğin bana
Elveda diyorum sana

Artık özlemiyorum seni
Ahh unutuyorum sevgini


1968/İzmir

4 Şubat 2018 Pazar

KARANLIĞA DOĞRU - Abdullah İnaler (TAŞIN ALTINDAKİ EL)

Sen yoksun
Artık dünyamda biliyorum
Belki
Yarınlarımda da yoksun
Çünkü
Yarınlar meçhul
Hiç bir şey yok artık benim için
Sen
Özgürlük ve kentim

Son bir kez
Günün batışını seyrediyorum
Tepelerin ardından
Karanlık ve bulut
Güneş yok artık gökyüzünde
Ama
Önemli mi bunlar
Ben gördüm ya
Batının kıpkızıl olduğunu
Ben gördüm ya
Kentin üstünü kapladığını
Ben gördüm ya sevdiceğim
Bu kızıllıktan fışkıran siluetini
Ben gördüm ya..
Ve sevdiceğim

Sonra neyi gördüm
Biliyormusun
Sevdiceğim
Seni
Gördüm seni
Göz bebeklerini
Kurşun gibi delip
Çillerini ıslatan
Gözyaşlarındaki sevgiyi gördüm
O ağacın altında sana veda ederken
Tomurcukları açan
O ölümsüz  sevgiyi gördüm

Ve o ağaca da veda ettim
Sevgiyle
Zaman  gece
Her şey sensiz
Yaslandım gitmeden o yaşlı ağaca
Düşündüm seninle yaşananları
Ve gözyaşlarım onunla
Damla damla
Yaprak yaprak
Zaman gece
Sana
Nisanda mayısta gelirim demiştim ya..
Bilmiyorum şimdi
Nisan Mayıs ne zaman

Karardı bu kent,
Bu gün iyice
Çöktü üstüme
Her bir yanım oldu
Gürültü ve otobüs
Her bir yanım eksoz
Yanaklarımda
Dostların öpücükleri
Veda bu kent'te son kez
Her bir yan talan
Gidiyorum
Karanlığı delip
Karanlık bir yere
Yani kodese doğru
Arkama bakmadan
Desem yalan

Nisan 1975
Eskişehir



TOPAL SIĞIRCIK - Abdullah İnaler (TAŞIN ALTINDAKİ EL)

Tanırım
Topal bir sığırcık vardı
Her gün gelir
Penceremin önüne konardı
Simsiyah renkliydi,
İncecik gagalı
Kimi ne  göre de
Pek sevecen değildi
Kimsecikler sevmezdi onu
Rengi siyahtır diye
Buydu işte onun tek suçu
Sorardı kendine
Bu renkle yaşamak  niye çile

Bilmiyorum
Nerden gelir, nerelere giderdi
Ama her sabah unutmaz
Pencereme konardı
Belki de ben değil
Verdiğim ekmekler
Ya da birazcık sevgi
Onu
Penceremin önüne çekerdi


12 03 1975
Eskişehir



YARAMAZ ÇOCUK - Abdullah İnaler (TAŞIN ALTINDAKİ EL)

Dün oturmuştuk seninle
Ufacık bir masada
Karşı karşıya
Bakıyordun gözlerin dalgın
Susuyordun
Dudakların suskun
Bende bakıyordum
Gözlerine yorgun
Dün
Birden bire aklıma geldi
Çillerini saydım
On yedi miydi,
On sekiz mi on dokuz mu bilmem
O kadar dalmışım ki
Unuttum

Hiç eski şenliğin
Şakraklığın üstünde
Bakıyordu gözlerin
Bir sonbahar sabahı
Bakıyordu
Gözlerin gün batımı bir deniz
Bakıyordu
Gözlerin bir nisan yağmuru

Bilirim bazen
Bir lodostu beynin
Bağırır çağırır her şeyi kırardın
Beni de çok mu çok üzerdin
Belki doğaldır diyeceğim
Çünkü çağın
A benim yaramaz çocuğum

13 12 1975
Bandırma




3 Şubat 2018 Cumartesi

MERHABA ARKADAŞIM - Abdullah İnaler (TAŞIN ALTINDAKİ EL)



Merhaba arkadaşım
Can yoldaşım,umudum, yarınım
Nerelerdesin, kimlesin, nasılsın
Bir haftadır hasret kaldım o çilli yüzüne
Sokaklarda gülüşüne
Dans eden yürüyüşüne

Biliyorsun ya
Ben hep bildiğin gibi
Sabahın sekizinde gidip
Akşamın beşinde geliyorum
Ben gelince bir de karanlık
Bir soğuk basıyor kent'te
Buz gibi poyraz altında
Seni arıyorum
Bomboş sokaklarda
Saatlerce
Arıyor, arıyor
Ama bulamıyor, bulamıyorum

Kuşkusuz
Sen her gün ki gibi
Okuluna gidip geliyorsun.
Ayni yerde, ayni saatte
Ayni caddede
Arkadaşlarınla oynaşıp
Gülüşüp, geziniyorsun
Belki de en sevdiğini arıyorsun
Beni mi, onu mu, öbürünü mü..
Hiç bilmiyorum hangisini
Ama kuşkusuz
Bir şeyler arıyorsun


Merhaba arkadaşım
Devrimci yoldaşım, sonsuz aşkım
Gecem, gündüzüm, tek ışığım
Verdiğim kitapları okudun mu
Ne diyor Nazım,
Ne diyor Ahmet Arif
Hala anlamadın mı,
Anlayamadın mı
Hala gerçekleri göremedin mi

Biliyorsun
Geçen pazartesinden beri
Sen göremiyorum
Bilmiyorum
Belki de görmek istemiyorum
Ama düşündüğüm seni
Sende aradığım seni
Olmanı istediğim seni
Çok seviyorum

Merhaba arkadaşım
Anladım artık gerçeği
Biliyorum
Unutmam gerek bu acı seviyi
Çünkü yitirmek istemem
Özgürlüğümü ve benliğimi
Ve düşünmek gerek yarınları
Seni ve senin gibileri

Sahi be arkadaşım
O gün niye gelmedin
Bir şeyler, konuşmak,
Anlatmak isterdim seninle
Sahi niye gelmedin ha
Niye kaçtın benden
Ama kaç kaç
Tutsağım değilsin ya..



Merhaba arkadaşım
Seni arıyorum ben
O eski dostumla
O eski sevgimle
Ve düşlediğimiz devrimlerle
Seni senle arıyorum ben
Seni senle..

Biliyor musun
Şimdi neredesin
Hani seninle bir gün
Bir masada oturup
Saatlerce arayıp
Yaşlı gözlerle bulduğumuz
Bir yer vardı ya seni

İşte o yerden
Çok uzaklardasın sen
Burjuvazi bir yaşamın
Kucağına doğru gidiyorsun
Ne tatlı değil mi
Ne hoş değil mi
Böyle bir yaşam
Otomobil,
Villa,
Para
Ve Viski

Tabii arkadaşım
Kuşkusuz şimdi, sen
Ezilmişliğin
Ezilmişliğini yaşıyorsun
Güle güle arkadaşım
Böyle bir yaşama
Güle güle
Sen artık bizden değilsin

Ama unutma
Unutma, sen arkadaşım
Bu insanları sevmek tutkusu oldukça içimde
Ve bir gün bana dönersen şayet
Kuşkun olmasın bir parçada sana da kalır
Çoğumu azımı onu bilmem ama
Yanıtı senin bakışlarına kalır

İşte böyle arkadaşım
Sevgimiz bir kalbimiz bir
Ama bakışlarımızın yönü ayrı
Sen bana
Ve hiç bir yere
Bense ve düşlediğimiz devrimlere

Bilmen gerek
Bilmen gerek arkadaşım
Bir gün alev alev aşk için yanan
Bu taptaze bedenin çökecek
Ama bizim düşlediğimiz devrimler
Filizlenip yeşerecek

Not:

Merhaba arkadaşım
Tatlı yüzlü, güzel sözlü yoldaşım
Sakın unutma
Pazartesi seni
Yine ayni köşede bekleyeceğim
Biliyorsun
Seninle çok önemli şeyler konuşacağım
Ama sen diyeceksin ki
Arkadaşlarıma söz verdim
Gelemeyeceğim

O zaman güle güle arkadaşım
Güle güle
Güle güle

Ve dilerim ki
İkinci bir kez dönme bana
O zaman korkunç olacak sevgim
Ve nefretim
Nefretim
İşte böyle
Güle güle arkadaşım
Güle güle
........

........

......

Üç gün sonrası
Tuttu yine şiddetli bir aşk humması
Başladı yine ona yazmaya
Zaten olanaksızdı onun
Esaretinden kurtulması



Merhaba arkadaşım
Hislerimin boyunduruğunda
Daha önce çok kızmıştım sana
Özür dilerim..
Dilerim ama
Yine de yazmam gerek sana
Biliyorsun hata sende değil
Bu düzeni yaşatan insanlarda
Artık seni suçlamıyorum
Suçlular o kadar çok ki aramızda
Sen milyonda
Milyonda birisin

......
Sende biliyorsun
Bir zamanlar
Sen ne iyi kızdın
Hep arkadaş
Öğrenmek istiyorum ben
Bir şeyler derdin
Ama sıktı seni
Marx, Engels ve Lenin
Stalin ve Mao Zedung
Ve tüm devrimler

Öyle ya sende
Yaşamak istiyordun hayatını
Sende tatmak istiyordun
Viskinin tadını
Ve unuttun
Doğuda, güneyde her gün aç yatanı
Unuttun unuttun arkadaşım
Kamboçya, Vietnam, filistini
Beni unuttuğun gibi
Devrimleri
İçinde yaşadığın sınıfını unuttuğun gibi
Unuttun
Unuttun sen arkadaşım

6

Merhaba arkadaşım
Ne oldu sana birden bire
Ne kadarda değiştin
Bakışların, yürüyüşün, gülüşün
Ve bir boyacı küpünü andıran yüzün
Ne kadarda değişti
Öyle ya..
Sınıfına ihanet ettin
Hepsini unuttun.
..
Arkadaşların değil mi..
Seni bu yola süren
Ve sonra arkada geçip seyreden
Her gün seni bir partiye götüren
Zengin peşinde koşturan
Ve düşündüğümüz devrimleri unutturan
O boyalı, maksili, minili
Arkadaşların değil mi..




Elveda
Elveda arkadaşım
Artık olur böyle diyemeyeceğim
Seni affettim diyemeyeceğim
Ne kadar affettim desem de
Binlerce aç ve özgürlükten yoksun
Yaşayanlar için diyemeyeceğim
İçinde yaşadığın sınıfın için
Diyemeyeceğim

Çünkü sen
Burjuvazi bir yaşamın içinde
Sınıfını unutan ve ihanet eden birisin
Bu ihanetini affedemeyeceğim
Elveda arkadaşım

Elveda
Seni affettim diyemeyeceğim
Elveda arkadaşım elveda
Artık seni sevmeyeceğim



1-02-1975
Bandırma

















29 Ocak 2018 Pazartesi

SANA EN YAKINIM - Abdullah İnaler (TAŞIN ALTINDAKİ EL)



Bu gece sana en yakınım
En yakınım bahara
Yıllardır aradığımı buldum
En yakınım mutluluğa

Bu gece
İçiyorum
Salih'in şarap kokan
O çıplak yerinde
Şaraplanıyorum şarap şarap
Boşalan kadehlerimle
İçin için yanıyorum
Doldurduğun kadehlerimle

Biliyor musun
Çok şarap,
Çok rakı içmişliğim var bu kent'te
Ama hiç böylesi yakmamıştı beni
Hiç böyle yanmamıştım ben
Hiç böyle yanmamıştım sana ben

                        2

Bu gece sana en yakınım
En yakın olanım
Ve uzağındayım
O tatlı bakışların
O sıcak bakışların
Tutuşlarını ellerinin
İnan
Gurur yok, yok artık, ihanet yok
Tüm bunların uzağındayım
Gezdiriyorum bunları
Ayaklar altında
kentimin karlı, karanlık
Çamurlu sokaklarında
           

                    3     


Bu gece sana en çok yakınım
Gezdiriyorum gözlerimi
Ellerinde, gözlerinde
Up uzun siyah saçlarında
Sanki tatlı bir çocuk doğuracakmış gibi,
Kıpır kıpır kıpırdayan
O kızıl dudaklarında

Bu gece içimdesin,
Kanımdaki şarapta,
Şarabımı yakıyorsun
Bu gece
Nedense seni daha çok seviyorum
İlk gecemiz bu
Beni bu gece sen doğurdun
Anamsın, babamsın,
Sen yaşatacaksın beni,
Gülüşünle
Bakışınla,
Öpüşünle
Tutuşunla ellerimi
Ve seni ben yaşatacağım,
Belki bir parça ekmeğimle
Ama hiç olmazsa
Kendi çabam kendi emeğimle
Tüm sevgimle
Tüm devrimlerimle
Tüm özgürlük türkülerimle
Seni ben yaşatacağım
beni sen doğurdun çünkü.

                   4

Bu gece
Sana bir sen kadar yakınım
Koynunda uyumaya çalışan
Belki küçük bir çocuğum
Ağlıyorum bir bebek
Ağlıyorum bir aç
ver artık mememi
Ver artık
Karnım çok aç


                   5


Bu gece sana senden de yakınım
Ve hücrende yıllanmaya bırakılmış
bir tutsağım
Ellerim zincirli
Gözlerim sürmeli
Prangalı ayaklarım
Dört duvar arasında
Hep seni sayıklarım

Ve ağlıyor şimdi gözlerim
Salt seni gören gözlerim
Büyük bir özlemle
Sevi hücrendeyim
Bir kürek mahkumu gibi
Küçücük bir penceresi var
Oradan hep özlemle dışarı bakarım
Senide oraya prangalamışlar
A benim biricik sevdiğim

26 01-1974 Susurluk









                   



MUTLU BİR SON - Abdullah İnaler (Taşın altındaki el)

Bir gün bu son tren
Seni de götürecek
Bilinmezlik ülkesine
Hem de yapayalnız,
Umutsuzcasına
Sonra
Bakacaksın yitirdiklerine
Ve göreceksin
Tüm sevdiklerini
Yaşlı gözlerle ardında

Son bir kez bakacaksın onlara
Belki de duymayacaksın
Onların hıçkırıklarını
Bu bilinmezlik ülkesinde

Oysa geride bıraktığın
O zavallı biçareler
Sonsuz bir acı altında
Sana veda ederken
Sen
Bu son yolculuğunda
Dönüp son bir kez
Bakmayacaksın ardına
Biçare hüzün dolu yaşlı gözlere

30 12 1971
Susurluk


28 Ocak 2018 Pazar

ÖZLEMİN KOL GEZİYOR HÜCREMDE - Abdullah İnaler (Yolcu)



                       ÖZLEMİN KOL GEZİYOR
                                 HÜCREMDE


Günler haftalar
İçimizden
Bir şeyler kemirerek
Geçip gidiyor

Dışarıda, o kupkuru dallar
Tek tek yeşermeye başladı
Hayallerim gibi
Bir bir tomurcuk

Pencereden
Gün ışığına özlem bakışlar
Sıra sıra
Parmaklıklar ardındaki
Özgürlüğe bakıyor


İçeri de
Voltalıyoruz zamanı
Beş adımlık oda
Fantomların boğucu sesi
Uğulduyor kulaklarda
Biri iniyor, biri kalkıyor
Gözlerimiz pencerede
Ördek Erkan’la, Şişko Çetin’le
Dede Erdoğan’la
Ve diğer üç nefesle

Günler haftalar geçti
Ayni havayı kokluyoruz
Belki bir ay oldu
Bedenler sıcak su görmeyeli
Artık çamaşırların en az kirlisini
Arıyoruz valizlerde
Görüşmecilerin getirdiği
Peynir,  zeytinde bitti
Bir bir tükeniyor
Sanki tükenen hayalerimiz


Dile kolay değil
Daha on gün var
Gecesiyle gündüzüyle
Yüce yargı önüne çıkmaya

Ana katili koca kafa ile
Bizim oturaklı Memed assubay
Hemen hemen her gün kavgada
                   Ellerinde bir bardak çay
Ya yatak muhabbetinde,
Ya da yemekte masa da

Şunu getir, şunu götür
En çömez ya 
Ana katili koca kafa Çetin
Sanki postası bizim memed’in



Ne yapsın Bahriyeli Memed abim
En kıdemlisi bizim koğuşun
Çoluk, çocuğun içinde
Kaldım der mırıldanır
Diker gözlerini tavana 
Dalıp dalıp gider
Bu zibidiler  içinde mi
 Olacaktı  der benim yerim

Erkin Koray Yavuz’umuz var
Birde bizim
Kibar mı kibar, iki gözüm
Nikahlandı sanki  yatağına
Elinde hep bir kaç kitap
Kavga eder gibi çevirir yaprakları
Ya da ağzında  Erkin Koray şarkıları
                             Gün boyu
                             Genellikle hiç kalkmaz
Up uzun uzanır yatağına
Dalgın bakışları
Bakar durur tavana
Ara sıra iyice bastımı efkar
Sessizce yakar bir cigara




Ya sen
Ya Sen ne yapıyorsun
Diyecek olursanız bana
Kitap okumadan, ya da uykudan
Ya da kurtulmuşsa 
Elimden kalem
Bulursam  vakit  o zaman
Ana katili Koca kafa Çetin’le
Bil ki kafa yapıyoruz


11.06.1975
Bandırma